Gençlerin Tüketim Sorunu / Köşe Yazısı - Osman DAĞ

3.10.2017 05:58:20
Osman DAĞ

Osman DAĞ

 Gençlerin Tüketim Sorunu

''Tüketim, sözlük anlamı olarak, bir şeyleri kullanıp bitirmek, yok etmek demektir''.'' Tüketim, belirli ihtiyaçlarımızı tatmin etmek için bir ürünü veya hizmeti arayıp bulmak, satın almak, kullanmak ya da yok etmek olarak tanımlanmaktadır '' (Odabaşı, 2006). Dünya elbette ki insanlar için yaratılmıştır. Bu aynı zamanda insanlara dünyayı koruma, imar etme sorumluluğunu da yükler. Gençlerin zaman, teknoloji, kültür, değerler, giyim gibi sorunlarını açıklamaya çalışalım.

Zaman diğer adıyla 'ömür’,  her insana belli bir ömür verilmiştir. Bu zaman ne artar ne de azalır. O halde bu zamanı en iyi, en verimli şekilde kullanmak gerek. Gençlerde zamanı verimli kullanma maalesef istenilen düzeyde değildir. Bunu öğrenmek için gençlerin takıldığı kafe, oyun salonlarına bakarak gençlerin zamanını boşa harcadığı kanaatine varabiliriz.

Zamanın boşa tüketilmesinin en büyük nedenlerinden birinin ideal yoksunluğu söylenebilir. İdeali olmayan, diğer bir ifade ile yapacak bir şeyi olmayan gençlerin yaşlanmayı beklemeleri beklenen bir sonuçtur.

Gençler için delikanlı da denilir. Kanları sıcaktır enerjisi boldur. Yeter ki yapacak bir şeyi olsun.

Kültür nesilden nesile aktarılır. Bu aktarma yazılı olduğu gibi, büyüklere bakılarak konuşularak da olur. Genelde hepimiz için geçerli olan özelde ise gençler, önceki nesillerin kültürlerini benimsemeleri için okumalı, izlemeli ve yaşamalıdır.

“Hızlı toplumsal değişmeyle birlikte gençlerin zamanlarının çoğunu ailelerinin dışında geçirmeye başlamaları ile aile içindeki doğal eğitim sürecinin yerini çeşitli kurumlara bırakmıştır. Günümüz gençliği açısından, sosyalizasyon sürecinde ebeveynlerin ve öğretmenlerin sosyalleştirici rolleri, özellikle internet ve televizyon aracılığı ile yayılan, eğlence ve gösteri endüstrisi tarafından oluşturulan ve pazarlanan popüler görsel kültür unsurlarının sunduğu modeller karşında daha az etkide bulunur hale gelmiştir.”

Bu açıklamaya göre yeni yetişen gençlerin bize benzemesini beklemek beyhudedir. Tüketim alışkanlıklarının bizimle aynı olması mümkün değildir.

“Teknolojik gelişmeler toplum hayatına getirdiği bazı kolaylıkların yanı sıra aynı zamanda sosyo kültürel yapıda bir takım çelişkilerin ve çatışma alanlarının ortaya çıkmasına vesile olmuştur. “

En yaygın kullanılan teknolojik ürün olan internet hayatımıza birçok kolaylık getirmiştir. Ancak bu kolaylığın yanında terör, kötü alışkanlıklar internet aracılığı ile taraftar bulabilmektedir.

“ Televizyon ekran başında geçirilen zamanın ötesinde dilden müziğe, tüketimden politikaya hemen her şeyi etkileyerek gündelik hayata adeta damgasını vurmuştur.”(Kazanoğlu, 1996)

Bizim ne giyeceğimize, neyi nasıl yiyeceğimize, ne konuşacağımıza biz yorulmayalım(!)diye, bizim yerimize kara veriyorlar. Nasıl? Özellikle reklamlarla. Reklamlar kendi kararımızı vermenin önüne geçebiliyor.

Kültürümüzün yeni nesile geçmesini sağlamak istiyorsak ne yapmalıyız? İnterneti kapatamayacağımıza göre tv ve internet gibi araçları kendimize benzetmeliyiz. Kültürümüzü iletişim araçları ile yeni nesle verebiliriz.

Kültür yönüyle iyi beslenmemiş bir genç iyi bir tüketici adayıdır. . Üretimde de kendisinden fazla bir şey beklenemez. Kendisine gösterileni tüketmekle meşgul olur. Toplumumuzun giyim kuşamı 40 yaş altı ile 40 yaş üstü birbiri ile ilgilisi olmuyor, benzemiyorlar.

21. yüzyıl teknoloji çağı olarak da tanımlanabilir. Teknoloji hızla değişmekte, gelişmektedir. Kullanılan programlar, yenisi çıkınca eskisi neredeyse kullanılamıyor.  Hep bir üst model…  İnsan ürettiğinden daha az tüketmelidir.  Henüz üretim yeterliliğine ulaşmamış bir genç, en yeni teknolojik aletlerin kullanıcısı olabiliyor. Yanlış olan bu aletlerin kullanılması değildir. Bu aletleri yanlış kullanmaktır. Günümüz gençlerini bir arada otururken tamamının muhabbete katılıyor olduğunu görmek zordur.  Telefonların akıllanması aklımızı başımızdan götürebiliyor. Birkaç kişilik gurubun otururken her birisinin elindeki telefonla meşgul olduğunu görmek sıradanlaştı. Sosyal medya sayesinde uzun yazıları okumak zor oldu. Kullandığımız kelimeler de erozyona uğruyor maalesef.

Her yörenin nevi şahsına münhasır damak tadı vardır. Yörenin sakinleri bu damak tadını benimsemişlerdir. Reklamlar sayesinde damak tatları da değişmeye başlamıştır. Fastfood (hızlı yemek, ayaküstü) hiçbir zaman sıradan bir ev yemeğinin yerini tutamaz. Buna rağmen fastfood işletmelerinin daimi müşterileri de genellikle gençler olabiliyor. Kola ayranla yarışabilir mi? İçildikten sonra oooh denilen ayran. Reklamlar sayesinde pek besleyici özelliği olmayan kola, gençler arasında tercih edilebiliyor.

Gençlerin elbiseleri mevsimden mevsime değişebiliyor. Demode olan elbiselerin giyilmesi ayıp görülebiliyor. Elbise seçiminde gençler elbiseleri bütçelerine göre alacağına, bütçeleri elbiseye uydurabiliyorlar. Ona kalsa asla giymeyeceği elbiseyi başkasından etkilenerek zoraki tercih edebiliyor. Sabah bir elbise öğleden sonra farklı elbise giyildiğini gördüğümde çok şaşırmıştım. Çinli kadınlarda şöyle bir inanış vardır: Küçük ayaklar kadını zarif gösterir. Bunun için metal ayakkabı giyerek ayaklarının büyümesini engelliyorlar. Bu uğurda yaşadığı işkenceye ancak ‘Çin işkencesi’ denilir.

Ürün çeşitliliği seçmeyi zorlaştırır. Ancak tüketimi de artırır. Bu çeşitlilik ‘bu da olsun’, ‘bu da olsun’ deyip aynı görevi gören farklı renk ve modelde birçok eşyayı alabiliyorlar. Gereksiz bir tüketim, diğer adıyla israf. 21.yy haz yüzyılı olarak tanımlanabilir. Öyle ki refah seviyesi yüksek ülkelerde intihar yaygındır. Bunun nedeni de kişi bütün zevkleri tatmış bir ölüm kalmış. Onu da tatmak için intihar ettikleri iddia edilenler arasında.

Ne yapmalı? Birçok şey söylenebilir. ‘kişi arkadaşının dini üzeredir’ der efendimiz(s.a.v). Gençlerimiz arkadaşını iyi seçmelidir. Gerçek kahramanları kendilerine örnek olarak görmeleri kendilerini de kahraman yapabilir.

Gördüklerine bakarak, duyduklarını dinleyerek tüketmemelidir. Asli ihtiyaçlarını karşılayarak gerisini de bir kenara bırakarak özgürleşebilir. Diyojen’e atfedilen bir olay vardır. Diyojen bir gün çocukların elleri ile su içtiğini görünce evdeki tasını atar. Sorduklarında ise ellerim var ihtiyacım yok der. İsteklerimiz sınırsızdır. Sınırlı olan dünya kaynaklarını da sınırlı kullanmak gerek. Çok şeye sahip olmaya çalışmaktan ziyade, az şeye ihtiyaç duymak gerek.

Orta yaş ve üstü olan kişiler gençlerle daha fazla vakit geçirmelidir. Muhabbet etmeli konuşmalı konuşturmalıdır. Kültürlerini tanıtmalıdır. Çünkü kültür sonraki nesile geçmekte zorlanıyor. Gençler enerjilerini doğru yerde kullandıklarında büyük işler başardıklarına tarih şahittir. Musab bin Umeyr ve Fatih Sultan Mehmet örneklerden iki tanesidir. Gençlerin nasihatlerden çok örnek davranışlara ihtiyacı olduğunu da bilmemiz gerek.                                                                                                      

 Kaynakça:

Türkiyede Gençliğin Toplumsal Kimliği ve Popüler Tüketim Kültürü, M. Cem Şahin, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi( c:25 sayı: 2 2005)

 

Bu yazı toplam 1501 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.