İyiliği Emretmek ve Kötülüğü Nehyetmek Her Müslüman’ın Asli Görevidir / Köşe Yazısı - Hasan UÇAN

8.5.2019 21:25:58
Hasan UÇAN

Hasan UÇAN

 İyiliği Emretmek ve Kötülüğü Nehyetmek Her Müslüman’ın Asli Görevidir

Dinimizde çok önemli yeri olan bu iki kavramın karşılaştırmalı olarak ıstılahi anlamları üzerimde kısaca da olsa durmak fayda vardır.

Taberi ve Razi’nin tefsirlerinde yer aldığına göre; ‘’ Allah’ın birliğini emretmek, peygambere tabi olmak maruf; şirk ve peygambere muhalefet etmek münkerdir.’’ Kuran ve Sünnetin yapılmasını emrettiği şeylerin yapılması gerekir ve bunlar maruftur. Kuran ve Sünnetinin nehyettiği, yasakladığı şeylerin ise yapılmaması gerekir ve bunlar münkerdir.

Emri bil maruf ve nehyi anil münker Kuran da ve Sünnete üzerinde önemle durulan ve mümin kadın ve erkeklere ısrarla yüklenen son derece ciddi bir yükümlülüktür. Müminler bu yükümlülüğün gereğini, maruf olanı emretmek, münker olanda da nehyetmek suretiyle yerine getirmekle emr olunmuştur. İyi, doğru, güzel, hak ve adalete uygun olan, Kuran ve Sünnetin yasakladığı şeyleri ise nehyetmek müminlerin kaçınılmaz görevlerindedir. ‘’ Emri bil maruf ve nehyi anil münker ‘’ ifadesi pek çok ayette geçmekte olmasına rağmen, doğrudan emir ve nehiy biçiminde geçen şekli Lokman Suresinde, Hz. Lokman’ın oğluna tavsiyeleri arasında yer almaktadır.

‘’Ey oğlum, dosdoğru namaz kıl, maruf olanı emret, münker olandan sakındır ve sana isabet eden musibetlere karşı sabret, çünkü bunlar azmedilmesi gereken işlerdir. ‘’ ( Lokman: 17 )

Görüldüğü gibi, Allah’ın bazı ayetlerde önemine binaen birlikte zikrettiği namaz ve sabrın arasına yerleştirerek emredilen bu yükümlülüğünde tıpkı namaz ve sabır ile azmedilmesi gereken işlerden olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmanın öyle kolay bir şey olmadığı bu sebeple bu görevi yerine getirenlerin başlarına bazı musibetlerin gelebileceği ikazı da yapılmaktadır.

Ali İmran Suresinde iman edenleri sıralarken şunlar belirtilmektedir: ‘’ Ey inananlar! Allahtan O’na yaraşır bir biçimde korkun ve ancak Müslümanlardan olarak ölün ve topluca Allah’ın ipine yapışın, ayrılmayın. ’’( Ali İmran: 102-103)

‘’İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülükten men eden bir topluluk bulunsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. ‘’( Ali İmran: 104 )

Bu ayetler dikkatlice tetkik edildiğinde, müminin iki özelliğinin zikredildiği görülecektir. Birincisi; müminin kendisi bizzat Allah’a karşı mutlaka saygılı, itaatkâr, son nefesine kadar Allah emir hükümlerine itaat edici ve bütün gücüyle Allah’ın ipine yapışmakla olmalıdır. Birinci özellik her müminde mutlaka bulunması gerekendir.

İkinci ise; yeterli ve ehil olan bazı müminlerin yerine getirmesi halinde diğerleri için aranmayabilir.

‘’Siz, insanlar içinde çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, maruf ( İyi ve İslama uygun ) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz…’’

( Ali İmran:110 )

Bu ayetten tüm insanlığa yönelik ‘’iyiliği emretmek, kötülükten menetme ‘’ İslam Ümmetine verildiği anlaşılmaktadır.

Ali İmran 104’te ‘’ İçinizde hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülüğü men eden bir topluluk olsun ’’ emriyle, bu görevi yerine getirmek üzere İslam Ümmetinin içinde bir topluluğun bulunması gerektiği vurgulanmıştır. İslam toplumuna yüklenen en önemli görev ‘’ emri bil maruf nehyi anil münker ‘’ olduğunu görmekteyiz.

Görüldüğü gibi ‘’emri bil maruf ve nehyi anil münker “görevi, otokontrol ve özeleştiri için tüm mümin kadın ve erkeklere, Ümmetin birliği ve helaktan kurtuluşu için hiç olmazsa Ümmet için de bir topluluğa, tüm insanlığın uyandırılması için yüklenen çok önemli bir görevdir.

Hz. Ayşe, Resulullah’ın “Dua etmeden önce emri bil maruf nehyi anil münkerde bulunun, yoksa duanız kabul edilmez ‘’ dediğini nakletmiştir.

Maruf kelimesi genel bir kelime olup her türlü iyiliği ve hayır işlerini içine alır. Marufu emir, iyiliği emretmek, münkerden menetmekte kötülükten ve çirkinlikten alıkoymak ve bu eylemlerin önüne set çekmek demektir. Fakat bu emirlerden maksat nedir? Acaba maruf emir, münkeri nehiy sadece dille mi yapmak gerekir? Hayır, asla ve kesinlikle böyle değildir. Marufu emir ve münkerden nehiy hem sözle olmalı hem de eylem planında olmalıdır.

Hz. Ali ‘’ İnsanlar birkaç grup ve sınıftırlar. Kimi insanlar kötülük gördükleri zaman kendi içlerinde üzüntüye kapılırlar ve kemikleri sızlar. Dilleri ile de bir şeyler söylerler ve bu kötülüğe karşı konuşurlar. İrşada bulunurlar. Bu merhaleyle de yetinmezler ve işin eylem planına girerler. Fakat bu toplum içinde bir sınıf vardır ki bir kötülük gördüklerinde yürekleri yanar, dilleriyle de feryad figan ederler. Nasihat ve tesviyelerde bulunurlar. Fakat iş eyleme ve yaptırım noktasına gelince bunu yapmazlar. ‘’

‘’Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah’a has kılarak Allah’a yalvarırlar. Fakat Allah onları sağ salim karaya çakarınca hemen Allaha ortak koşarlar. ‘’ ( Ankebut : 65 )

İnsanlardan bazıları vardır ki gemilere bindiklerinde sonra şiddetli bir fırtınaya yakalandıklarında hemen ‘’Allah, Allah ‘’sedaları yükselmeye başlar. Kurtulma ümidiyle Allahtan başka hiçbir şey düşünmezler. Kurtulana kadar Allaha yalvarırlar. Fakat bu içten gelen duygularına rağmen kurtulup karaya çıktıklarında ve herhangi bir tehlike hissetmediklerinde tamamıyla Allah’ı unuturlar. Hatta müşrik ve inkârcı dahi olurlar.

Marufu emir ve münkerden nehiy çalışmalarında birisi de çocuklarımızın isimlerini koyma da dikkatli olmamamızdır. Yani çocuklarımıza İslami isimler takın ve gayrı İslami isimlere karşı mücadele etmeliyiz. Çocuklarımızın, okullarımızın, şirket ve kuruluşlarımızın isimlerini İslamileştirmeye çalışmalıyız. İslam’ın dilini diri tutan, Arap dili bir kavmin dili değildir. Arap dili İslam’ın dilidir. Şayet Kuran olmamış olsaydı böyle bir dil asla dünyada bu derece yaygınlık kazanmazdı. Arap diliyle mücadele etmek harflerle mücadele etmek değildir. Aksine Kuranla mücadele etmektir. Arap diliyle mücadele edenler, Kuranı toplumun içinde çıkarıp bertaraf etmek istiyorlar. Kendimizi ve çocuklarımızı Arapçayı öğrenmekle yükümlü tutalım.

Bu yazı toplam 373 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.